Her sene aynı ajandayı alıp bırakmak bir alışkanlık değil, bir format hatası
Ocak ayında heyecanla alınan ajandaların birçoğu şubatta rafa kalkıyor. Bu bir alışkanlık sorunu değil, bir format hatası.
2 dk okuma

Ocak ayı hep aynı sahneyle başlıyor
Yeni yıl, yeni bir ajanda. Kırtasiye rafları dolu, kapaklar parlak, sen de içlerinden birini seçip eve götürüyorsun. İlk sayfaları doldururken kendine söz veriyorsun: bu sefer farklı olacak.
Ocak ayı boyunca gerçekten de farklı gidiyor. Ama şubatın ortasına gelindiğinde ajanda çantanın dibine iniyor, sonra çekmeceye, sonra bir rafın arkasına. Yıl sonunda hâlâ yarısı boş duruyor. Bir sonraki ocakta aynı sahne tekrar ediyor, bu sefer başka bir kapakla.
Bu döngüyü fark eden tek kişi sen değilsin. Kırtasiyeci raflarında her yıl aynı ürünler yer değiştiriyor, sosyal medyada aynı 'bu yıl tutacağım' paylaşımları dönüyor. Herkes biraz aynı yerde takılıyor.
Kişisel bir zayıflık değil, tekrar eden bir örüntü
Bu tekrar edip duran örüntüyü kişisel bir eksiklik gibi okumak kolay. 'Yine bırakmışım' cümlesi, kendine karşı sertleşmenin en hızlı yolu. Ama aynı şey bu kadar çok insanın başına aynı ayda geliyorsa, mesele karakterle değil, kurguyla ilgili demektir.
Tarihli bir ajanda, her sayfayı takvime bağlıyor. Bir gün atladığında o sayfa geride kalıyor, telafisi yok. Birkaç atlanan gün üst üste binince, defter artık seni bir yere davet etmiyor, geciktiğin bir işi hatırlatıyor.
“Sorun sen değilsin, format.”
Format değişince tekrar da değişiyor
Tarihsiz bir sayfada bu baskı kurulmuyor. Sayfa seni bir tarihe değil, sıraya bağlıyor. Aradan geçen süre önemini yitiriyor, çünkü zaten ölçülen bir süre yok. Kaldığın yerden devam etmek, en baştan başlamaktan daha kolay bir seçenek oluyor.
Her yıl aynı ajandayı alıp bırakmak bir irade meselesi değil. Format seni bir çizelgeye kilitlediği sürece, çizelgeden geri kaldığın an defter de anlamını yitiriyor. Format değişince bu döngünün de değişme ihtimali doğuyor.
Bu döngü tanıdık mı? Atladığın gün, bittiğin gün değil
Bu yazılar zihnini açıyorsa, yenilerini mailine gönderelim.
Küçük bir soru: Seni buraya en çok ne getirdi?



